
Soğuk Savaş döneminin, baskıcı rejimlerin gölgesinde doğmuş meşhur bir Doğu Avrupa fıkrası vardır. Adamın biri, ağır sansürün ve takibin hüküm sürdüğü ülkesinden çıkıp yurt dışına çalışmaya gidecektir. Gitmeden önce arkadaşlarıyla gizli bir kod belirler: “Mektuplarım sansürlenecek, biliyorsunuz. Eğer size yazdıklarım doğruysa mavi mürekkeple yazacağım. Eğer her şey kötüye gidiyor, baskı altındaysam ve yalan söylemek zorundaysam kırmızı mürekkeple yazacağım.”
Birkaç ay sonra arkadaşlarına mavi mürekkeple yazılmış, pırıl pırıl bir mektup gelir. Mektupta şöyle yazmaktadır:
“Burada her şey inanılmaz! Evler çok geniş ve konforlu, dükkanlar ağzına kadar yiyecek dolu, özgürlük hat safhada, herkes neşe içinde yaşıyor… Burada bulamayacağınız tek şey kırmızı mürekkep.“
Yıllar geçti, rejimler değişti, teknolojiler çağ atladı ama o mektup hiç eskimedi. Bugün o ülkenin adı artık bir coğrafya değil; modern iş dünyasının ta kendisi.
Mavi Mürekkeple Yazılan LinkedIn Vitrini
Sabahları ilk iş LinkedIn’e girdiğinizde gözünüze çarpan o postları bir düşünün. Herkes şirketine aşık, her yönetici birer “liderlik dehası”, her kriz “harika bir öğrenme deneyimi”, her mobbing veya tükenmişlik ise “konfor alanından çıkma fırsatı”. Herkes o kadar mutlu, süreçler o kadar pürüzsüz ki sanırsınız plazalarda ve sahadaki operasyonlarda insan üstü bir ekosistem kurulmuş.
İşte bu, günümüz iş dünyasının mavi mürekkep ayinidir.
Çünkü herkes bilir ki, o vitrinde gerçeği söylemenin, sahadaki yangını haykırmanın, “Yönetim yukarıdan ahkam kesiyor ama aşağıda personel eksikliğinden insanlar nefes alamıyor” demenin bedeli ağırdır. Gerçekleri yazmak, yani kırmızı mürekkep kullanmak; o sistemin içinde anında “uyumsuz”, “toksik” ya da “aidiyet duygusu düşük” ilan edilmeniz demektir. İnsanlar kariyerlerini, geleceklerini korumak için zoraki bir mutluluk oyunu oynarlar. Sistemin onlara sunduğu mavi kalemi alıp, sahte başarı hikayeleri yazmaya devam ederler.
Şirket İçi Sansür ve “Anonim” Anket İllüzyonu
Bu sansür sadece LinkedIn gibi kamusal alanlarla da sınırlı değil. Şirketlerin kendi içindeki o meşhur “Açık Kapı” politikalarında veya “Çalışan Memnuiyeti Anketlerinde” de durum aynıdır.
“Kimliğiniz tamamen gizli kalacak, lütfen bizi acımasızca eleştirin” denilerek önünüze koyulan o anketlerde bile eliniz kırmızı kaleme gitmez. Bilirsiniz ki yazdığınız spesifik bir cümle üslubunuzdan, seçtiğiniz bir kelime unvanınızdan veya sistemdeki bir IP adresinden sizi deşifre edecektir. Mülakat masasında “Eleştiriye çok açığız, biz bir aileyiz” diyenlerin, sahaya çıktığında aksaklıkları yüzüne vuran ilk personelin üstünü kırmızı kalemle nasıl çizdiğini defalarca görmüşsünüzdür.
Sonuç mu? Herkes anketlerde “Her şey mükemmel” şıkkını işaretler. Yukarıya, COO’ların, direktörlerin veya patronların masasına giden raporlar yine kırmızısız, yine tertemizdir. Yukarıdakiler duymak istedikleri masalları satın alır, aşağıdakiler ise kendi yalnızlığında boğulur.
Son Söz: Kırmızı Mürekkep Biziz
Bugün kurumsal dünyada hayatta kalmanın, o klimalı odalarda koltuğu korumanın ya da LinkedIn’de “popüler” olmanın kuralı yukarıya hep mavi mektuplar göndermek olabilir.
Ama birilerinin sahanın gerçek terini, mülakat masalarının arkasında dönen oyunları, o afili unvanların ardındaki operasyonel enkazı sansürsüz yazması gerekiyor. Gerçekleri saklamak için üstünü karaladıkları o kırmızı mürekkebi, biz bu satırlarda gerçeğin kendisini haykırmak için kullanıyoruz.
Çünkü bu mektup, mavi mürekkeple yazılmış o sahte başarı hikayelerine bir itirazdır.
—Doğrusunu öğren—