İnsan hayatı boyunca birçok kez yeni bir başlangıç yapar. Yeni bir işe girer, farklı bir mahalleye taşınır, yeni bir arkadaş grubuna katılır, evlenir ya da hiç tanımadığı insanların arasında yeni bir hayat kurmaya çalışır. Her başlangıç farklı görünse de, insanın yaşadığı süreç büyük ölçüde aynıdır.

Aslında bir yere adapte olmanın özeti yalnızca dört kelimedir: Tanışma. Çatışma. Alışma. Çalışma.

Bu dört aşama sadece iş hayatını açıklamaz. İnsan ilişkilerinden evliliğe, okuldan sosyal çevreye kadar hayatın birçok alanında aynı döngü tekrar eder. Ortam değişir, insanlar değişir; fakat uyum sağlama süreci değişmez.

1. Tanışma: Beklentilerin ve Gözlemin Başlangıcı

Her şey tanışma ile başlar.

İlk günlerde herkes birbirini gözlemler. Yeni işe başlayan çalışan iş yerini tanımaya çalışırken, iş yeri de yeni çalışanı tanımaya çalışır. Yeni taşınılan mahallede insanlar birbirini tartar. Yeni arkadaş grubunda herkes mesafelidir. Evlilikte bile insanlar, birlikte yaşamanın ilk günlerinde birbirlerinin alışkanlıklarını keşfetmeye çalışır. Bu dönem, beklentilerin yüksek olduğu ve insanların daha dikkatli davrandığı bir süreçtir.

2. Çatışma: Gerçek Yüzleşme ve “Hayaller Paris, Hayatlar Mezra” Anı

Ancak hiçbir tanışma dönemi uzun sürmez.

Zaman geçtikçe insanlar birbirlerini daha yakından tanımaya başlar ve sıra çatışma aşamasına gelir. Bu çatışma her zaman yüksek sesli tartışmalar anlamına gelmez. Beklentilerin karşılanmaması, alışkanlıkların farklı olması, çalışma biçimlerinin uyuşmaması ya da karakterlerin birbirine tam oturmaması da bir çatışmadır.

İş yerinde yöneticinizin kararlarını sorgulamaya başlayabilirsiniz. Yeni arkadaş grubunda kendinizi dışlanmış hissedebilirsiniz. Yeni mahallede komşuluk anlayışı size yabancı gelebilir. Evlilikte ise iki farklı aile kültürü aynı evin içinde yaşamaya başlar. İlk günlerde fark edilmeyen birçok farklılık, zaman geçtikçe görünür hâle gelir.

İşte en kritik aşama burasıdır. Daha işe başlayalı iki hafta olmamıştır ki kişi kendini bir anda “Hayaller Paris, hayatlar mezra” modunda bulabilir. Çoğu insan, yaşadığı ilk hayal kırıklığını yanlış yorumlar. “Ben buraya ait değilim.”, “Yanlış karar vermişim.” ya da “Burası bana göre değil.” düşüncesi tam da bu dönemde ortaya çıkar. Oysa çoğu zaman yaşanan şey, yanlış yerde olmak değil; bulunduğu yeri gerçekten tanımaya başlamaktır.

Bu aşamada kişinin geçmiş deneyimleri de süreci etkileyebilir. Uzun yıllar aynı kurumda çalışmış biri yeni iş yerini sürekli eski iş yeriyle kıyaslayabilir. Eski mahallesini özleyen biri, yeni çevresine karşı mesafeli davranabilir. Daha kurumsal bir ortamdan gelen biri, yeni iş yerini yetersiz bulabilir. Tam tersi de mümkündür; kişi önceki ortamında yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle yeni yere gereğinden fazla umut bağlamış olabilir. Her iki durumda da yapılan sürekli kıyaslama, adaptasyonu kolaylaştırmaz. Çünkü kişi bulunduğu ortamı anlamaya değil, onu kendi geçmişiyle karşılaştırmaya odaklanır.

3. Alışma: Sistemin Dilini Öğrenmek

Çatışma sağlıklı yönetildiğinde zamanla alışma dönemi başlar.

Artık insanlar birbirlerini tanımıştır. Beklentiler daha gerçekçi hâle gelir. İlk günlerde sorun gibi görünen birçok durum normalleşir. Kişi, bulunduğu ortamın güçlü ve zayıf yönlerini görmeye başlar. Her şey mükemmel değildir ama artık neyle karşı karşıya olduğunu bilir. Uyumun temelinde de aslında bu vardır. İnsan, kusursuz ortama değil; tanıdığı ortama daha kolay uyum sağlar.

4. Çalışma: Uyumdan Üretime Geçiş

Son aşama ise çalışmadır.

Kişi artık bulunduğu yapının bir parçası olmuştur. İş yerinde sadece görevini yerine getirmez, katkı sunar. Arkadaş grubunda sadece dinleyen değil, paylaşan biri olur. Mahallesinde tanınan bir komşuya dönüşür. Evlilikte ise “ben” yerine “biz” düşüncesi güçlenmeye başlar. Enerji artık uyum sağlamaya değil, birlikte üretmeye ve birlikte yaşamaya harcanır.

Döngünün Sürekliliği

Ancak bu süreç tek seferlik değildir.

Yeni bir yönetici göreve gelir, ekip değişir, başka bir şehre taşınırsınız, çocuk sahibi olursunuz ya da hayatın şartları değişir. Her büyük değişim, bu dört aşamayı yeniden başlatabilir. İnsan yeniden tanışır, yeniden çatışır, yeniden alışır ve yeniden üretmeye başlar.

Bu nedenle yeni başladığınız bir işi ilk ayda, yeni tanıştığınız insanları ilk anlaşmazlıkta ya da yeni kurduğunuz düzeni ilk hayal kırıklığında yargılamak sağlıklı değildir. Çünkü henüz sürecin hangi aşamasında olduğunuzu bilmeden verilen kararlar, çoğu zaman eksik bilgiye dayanır.

Hayatta kalıcı olan hiçbir bağ ilk günde kurulmaz. Güven zamanla oluşur. Aidiyet zamanla gelişir. Uyum ise yaşanan deneyimlerin sonucunda ortaya çıkar.

Belki de bu yüzden hayatın birçok alanını anlamak için yalnızca dört kelime yeterlidir: Tanışma. Çatışma. Alışma. Çalışma.

—Doğrusunu öğren—

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir