İş hayatında insan ilişkileri çoğu zaman makamlarla birlikte yeniden şekillenir. Aynı kişi çalışan konumundayken sıradan görülebilir, yönetici olduğunda sözü daha fazla dinlenebilir, daha üst bir pozisyona geldiğinde ise çevresindeki insanların ona yaklaşımı tamamen değişebilir. Oysa insanın değeri unvanıyla birlikte artıp azalmaz. Değişen, kişinin organizasyon içerisindeki görevi ve taşıdığı sorumluluktur. Bu ayrımı yapamayan çalışma ortamlarında ise makamlar değiştikçe ilişkiler de yapay biçimde değişir; insanlar kişiye değil, sahip olduğu yetkiye göre davranmaya başlar. Sağlıklı bir kurum kültüründe olması gereken ise tam tersidir: görev değişebilir, ilişki biçimi değişebilir, fakat profesyonel saygı değişmemelidir.
Bu konu özellikle kurum içi terfilerde çok daha görünür hale gelir. Dün aynı ekipte çalışan, birlikte mola veren, aynı sorunları konuşan, belki mesai sonrasında arkadaşlık eden iki kişiden biri bugün diğerinin yöneticisi olduğunda geçmiş ortadan kalkmaz. Fakat artık aynı görev tanımının içinde de değildirler. Terfi eden kişi karar vermek, iş dağıtmak, performansı takip etmek, gerektiğinde uyarıda bulunmak ve sonuçların sorumluluğunu taşımak zorundadır. Eski çalışma arkadaşının da yeni yöneticisini geçmişteki konumuyla değerlendirmeyi bırakıp bugünkü görevin gerektirdiği yetkiyi kabul etmesi gerekir. Geçmişteki yakınlık, bugünkü sorumluluğun önüne geçtiği anda hem yönetici hem çalışan kendi rolünü bozmaya başlar.
Terfi Edince İnsan Değişmez, İlişkinin Çerçevesi Değişir
Terfi eden bir insanın eski arkadaşlıklarını bir gecede bitirmesi ne mümkündür ne de gereklidir. Asıl mesele, arkadaşlığın iş kararlarına müdahale etmesine izin vermemektir. Bir yönetici çalışanıyla sohbet edebilir, onu dinleyebilir, hatta iş dışında görüşebilir. Ancak ertesi gün işe geldiğinde o çalışanın performansını değerlendirebilmeli, yaptığı hatayı söyleyebilmeli ve gerekiyorsa diğer çalışanlara uyguladığı kuralı ona da uygulayabilmelidir. Eğer “Biz eskiden arkadaştık” düşüncesi yöneticinin kararlarını etkiliyorsa orada artık arkadaşlık değil, yönetim zaafı vardır.
Üstelik bu zaaf yalnızca eski arkadaşlara ayrıcalık tanımak şeklinde ortaya çıkmaz. Bazı yöneticiler, geçmişte yakın oldukları insanlara torpil yapmadıklarını göstermek için tam tersine gereğinden fazla sert davranmaya başlar. Eski arkadaşına diğerlerinden daha fazla yüklenir, küçük hatasını büyütür veya sürekli mesafesini kanıtlama ihtiyacı hisseder. Bu da aynı derecede yanlıştır. Adalet, eski arkadaşına ne ayrıcalık tanımak ne de onu özellikle zor durumda bırakmaktır; herkes için aynı ölçüyü koruyabilmektir.
Yöneticilik Adayında Sadece Başarıya Bakılmaz
Bir çalışanın mevcut görevindeki başarısı, elbette terfi için önemli bir göstergedir. İşini iyi bilmesi, hedeflerini tutturması, sorumluluk alması ve operasyonu doğru yürütmesi değerli özelliklerdir. Ancak bunların tamamı kişinin iyi bir çalışan olduğunu gösterir; iyi bir yönetici olacağını tek başına göstermez.
Yönetici adayı aynı zamanda insanlarla arasındaki sınırı koruyabiliyor mu, kişisel yakınlıklarını iş kararlarından ayırabiliyor mu, gerektiğinde sevdiği bir çalışana da uyarıda bulunabiliyor mu, ekip içindeki gruplaşmalara kapılmadan objektif kalabiliyor mu, kendisine yakın olmayan insanlara da aynı ölçüyle yaklaşabiliyor mu; asıl bakılması gereken konular bunlardır. Çünkü herkesle çok iyi anlaşmak ile herkesi yönetebilmek aynı şey değildir. Hatta bazı durumlarda herkesle aşırı samimi olmak, yönetici adayı açısından bir avantaj değil, dikkat edilmesi gereken bir risktir.
Yöneticilik, insanların seni sevmesini sağlamak değil; insanların senden hoşlanmasa bile senin adil olduğuna güvenmesini sağlamaktır.
Bazen Doğru Terfi, Aynı Ekibin İçinde Yapılmayan Terfidir
Bazı çalışanlar yönetici olmaya hazırdır fakat mevcut ekipleri içerisinde yönetici olmaları doğru olmayabilir. Yıllardır aynı mağazada veya departmanda çalışan, herkesle yakın ilişkiler kurmuş ve ekip içerisinde belirli bir sosyal konum edinmiş bir kişinin bir sabah yönetici koltuğuna oturması, özellikle küçük ve birbirini yakından tanıyan ekiplerde ciddi bir rol çatışması yaratabilir. İnsanlar onu yeni görevinin gerektirdiği şekilde değil, geçmişteki davranışları üzerinden değerlendirmeye devam eder. Yönetici de bu bakışın etkisinde kalırsa yeni rolünü kurmakta zorlanır.
Böyle durumlarda çözüm terfiyi engellemek olmayabilir. Kişiyi başka bir mağazaya, departmana veya bölgeye geçirmek, hem yöneticinin hem de ekibin yeni ilişki düzenini daha sağlıklı kurmasını sağlayabilir. Yeni ortamda yönetici, eski arkadaşlıkların gölgesinden çıkıp kendisini doğrudan görevinin gerektirdiği sorumluluklarla tanımlayabilir. Bazen doğru kişiyi terfi ettirmek kadar, onu doğru yere terfi ettirmek de önemlidir.
Yeni Yönetici İlk Günlerde Değil, İlk Sınırda Kendini Gösterir
Terfi eden yöneticinin en kritik dönemi göreve başladığı ilk günlerdir. Çünkü ekip, yeni yöneticinin nasıl davranacağını zaman içerisinde gözlemleyecektir. Eski arkadaşlıkların devam edip etmeyeceği, kuralların herkese aynı uygulanıp uygulanmayacağı, görevlerin gerçekten takip edilip edilmeyeceği ve yöneticinin gerektiğinde “hayır” diyip diyemeyeceği kısa sürede anlaşılır.
Burada yapılan küçük bir taviz, sanıldığından daha büyük sonuçlar doğurabilir. Eski arkadaşına yaptığı bir hatayı görmezden gelen yönetici, aslında yalnızca o hatayı değil, ekibin geri kalanına gönderdiği mesajı da yönetmektedir. Bir kez “bunu yapabilirsiniz” mesajı verildiğinde aynı davranışın daha sonra sınırlandırılması zorlaşır. Ardından yönetici ekibinin disiplinsizliğinden şikâyet etmeye başlar. Oysa çoğu zaman sorun ekibin bir anda değişmesi değil, yöneticinin başlangıçta koymadığı sınırların sonradan konulmaya çalışılmasıdır.
Otorite Sertlikten Değil, Tutarlılıktan Doğar
Otoriteyi ses yükselterek kurmaya çalışan yöneticiler genellikle otorite ile korkuyu birbirine karıştırır. Çalışanın yöneticisinden çekinmesi, yöneticisine güvenmesi anlamına gelmez. Gerçek otorite; yöneticinin bugün söylediğini yarın değiştirmemesi, aynı durumda farklı insanlara farklı ölçü uygulamaması ve kişisel ilişkilerinin kararlarını etkilememesiyle oluşur.
Çalışan, yöneticisinin kendisine gerektiğinde sert bir geri bildirim verebileceğini ama bunu kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmeyeceğini biliyorsa o yöneticiye güvenebilir. Çünkü yöneticiye duyulan saygının temelinde makamdan çok öngörülebilirlik vardır. İnsanlar nasıl bir tepkiyle karşılaşacağını bildikleri yöneticilerle daha sağlıklı çalışır. Tutarlı bir yönetici, sürekli sert görünmeye çalışan bir yöneticiden çok daha güçlüdür.
Yönetici, Üst Yönetimin Arkasına Saklanmamalıdır
Yönetici olduktan sonra ortaya çıkan başka bir problem de sorumluluğu sürekli yukarıya taşımaktır. “Genel merkez böyle istedi”, “Üst yönetimin kararı”, “Ben de sizin gibi düşünüyorum ama yapacak bir şey yok” gibi cümleler zaman zaman gerçeği açıklamak için kullanılabilir. Fakat yönetici bunları sürekli bir sığınak haline getiriyorsa, kendi görevini çalışanlarının gözünde anlamsızlaştırmaya başlar.
Elbette yönetici her kararı kendisi vermez. Üst yönetim tarafından belirlenen politikalar, hedefler ve uygulamalar vardır. Ancak yöneticinin görevi, kendi sorumluluk alanındaki uygulamayı sahiplenmektir. Her kararı kendisinin verdiğini iddia etmesi gerekmez; fakat uygulamakla yükümlü olduğu bir kararın arkasından çekilip çalışanlarla birlikte kararı eleştirmesi de doğru değildir. “Ben de sizin gibi düşünüyorum ama yukarıdakiler böyle istiyor” diyen yönetici, çalışanların sempatisini kazanıyor gibi görünse de aslında kendi otoritesini zayıflatmaktadır.
Yönetici gerektiğinde şunu söyleyebilmelidir: Dün aynı pozisyonda çalışıyorduk ve o pozisyonun gerektirdiği sorumlulukları biz de yerine getiriyorduk. Bugün benim görevim değişti ve bu görevin sorumlulukları farklı. Ben de bugün bulunduğum görevin gereğini yapmak zorundayım. Bu ifade çalışanlara tepeden bakmak değildir. Görevin sorumluluğunu kabul etmektir.
Ekip de Yeni Yöneticinin Geçmişine Sığınmamalıdır
Yeni yöneticinin geçmiş ilişkilerinden kurtulması gerektiği kadar, ekibin de yöneticiyi sürekli geçmişteki haliyle değerlendirmemesi gerekir. “Daha dün bizimle aynı yerdeydi” cümlesi, yeni yöneticinin yetkisini ortadan kaldırmaz. Bir insanın dün sizinle aynı işi yapmış olması, bugün o görevin yöneticisi olmasını anlamsız hale getirmez.
Burada önemli olan yöneticiyi kişisel olarak sevmek değil, görevini kabul etmektir. Yeni yöneticinin aldığı her kararı doğru bulmak zorunda değilsiniz. Onunla arkadaş olmak zorunda da değilsiniz. Ancak görev alanındaki yetkisine saygı göstermek zorundasınız. Aynı organizasyonda çalışan insanların birbirlerine duyduğu profesyonel saygı, kişisel sempatiye bağlı olmamalıdır.
Bu durumun diğer tarafında ise daha geniş bir gerçek vardır: Bugün sizin ekibinizde çalışan bir insanın yarın yöneticiniz olması hiç de sıra dışı değildir. Kariyer yolları doğrusal değildir. Bir çalışan takım lideri olabilir, ardından yönetici olabilir, daha sonra bölge yöneticiliğine yükselebilir. Bir zamanlar kendisine görev verdiğiniz insan bir gün sizin bağlı olduğunuz yönetici haline gelebilir. Bu yüzden çalışma arkadaşlarına bugünkü makamlarına bakarak değer biçmek, kısa vadeli ve oldukça tehlikeli bir bakış açısıdır.
Profesyonel Mesafe Terfiyle Başlamaz
İşyerindeki profesyonel mesafe, insan yönetmeye başladığınız gün oluşturulmaz. Daha en başından itibaren kurduğunuz ilişkilerin niteliğiyle şekillenir. İnsanlarla arkadaş olmakta sorun yoktur; sorun, bu arkadaşlığın işyerindeki kararları belirlemesidir. Aynı şekilde insanlarla mesafeli olmak da tek başına profesyonellik değildir. Herkese soğuk davranan bir yönetici de profesyonel sayılmaz.
Asıl profesyonellik, insan ilişkilerini görev ilişkilerinden ayırabilmektir. Birlikte güldüğünüz çalışana gerektiğinde “Bu iş doğru değil” diyebilmek, yakın olduğunuz kişiye de diğer çalışanla aynı standardı uygulamak, çalışanınızın size kızabileceğini bilmenize rağmen gerekli kararı alabilmek ve bütün bunları kişisel bir çatışmaya dönüştürmemektir. Bunun için yönetici olmayı beklemeye gerek yoktur. Çünkü insanlarla kurduğunuz ilişkinin sınırları, daha terfi etmeden önce zaten kendini göstermeye başlar.
İnsanlara Makamlarına Göre Değil, Değişebileceklerini Bilerek Davranın
İş hayatında bugün aynı seviyede olduğunuz insan yarın yöneticiniz olabilir. Bugün ekibinizde çalışan insan yarın üstünüzde bir pozisyona gelebilir. Bugün sizin yöneticiniz olan insan yarın sizinle aynı masada oturabilir. Bunlar istisnai durumlar değil, kariyer hayatının doğal sonuçlarıdır.
Bu nedenle insanlara yalnızca sahip oldukları yetkiye göre saygı göstermek, aslında saygı değil, makam karşısında pozisyon almaktır. Personelse küçümseyen, yönetici olduğunda saygı gösteren; güçsüzken sesini yükselten, güçlü hale geldiğinde birdenbire son derece kibar davranan insanın profesyonel duruşundan söz etmek zordur. İnsanın gerçek karakteri, karşısındaki kişinin kendisine hiçbir şey kazandıramayacağına inandığı anda ortaya çıkar.
Yöneticilik de bu nedenle bir koltuktan ibaret değildir. İyi yönetici, terfi ettiğinde eski arkadaşlıklarını inkâr eden değil, onları iş kararlarının dışında tutabilen kişidir. Ekibine tepeden bakmadan otorite kurabilen, gerektiğinde zor konuşmayı yapabilen, üst yönetimin arkasına saklanmadan sorumluluk üstlenebilen ve kendisine yakın olanla olmayan arasında ayrım yapmayan kişidir. Aynı şekilde iyi çalışan da yeni yöneticisini geçmişteki haliyle küçümsemeyen, görevin gerektirdiği yetkiyi kişisel bir meseleye dönüştürmeyen kişidir.
Sonuçta mesele yöneticinin çalışanlarıyla ne kadar yakın veya ne kadar uzak olması değildir. Mesele, yakınlığın kararları bozmasına izin vermemek, mesafeyi kibir haline getirmemek ve makam değiştiğinde profesyonel davranışın temelini kaybetmemektir. Çünkü iş hayatında koltuklar değişir, unvanlar değişir, görevler değişir ve insanlar birbirlerinin üstü veya astı haline gelebilir. Bütün bu değişimlerin içinde kalıcı olan tek şey, insanın nasıl biri olduğudur.
Bu yüzden insanlara makamları hiç değişmeyecekmiş gibi değil, bir gün değişebileceğini bilerek davranın.
Çünkü bir gün aynı masada oturduğunuz insan yöneticiniz olabilir. Bir gün bugün yönettiğiniz insan sizin yöneticiniz olabilir. O gün geldiğinde asıl soru, onun hangi makama geldiği değil, sizin geçmişte ona nasıl davrandığınız olacaktır.
Faydalı olması dileğiyle
—Doğrusunu öğren—